Haber Görüntüleme
"Avrupa'da Irkçılık ve Ayrımcılık, Türkiye'de Vicdan Hakim"
Güncellenme Tarihi: 14-11-2017
Okunma Sayısı: 99
Facebook'ta paylaş   Live'de paylaş   Yahoo'da paylaş

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Heyeti Başkanı ve AK Parti Adana Milletvekili Talip Küçükcan, Türkiye'nin Suriyeliler'e kucak açarken insani ve vicdani kaygılarla hareket ettiğini, Avrupa'da yayılan popülist söylemin etkisinde kalmadığını söyledi.

Milletvekili Küçükcan, Katar Dışişleri Bakanlığı ve Kalifornia Üniversitesi Ortadoğu Kalkınma Merkezi'nin ortaklaşa düzenlediği 'Ortadoğu'nun Ekonomik Geleceğini Zenginleştirmek' konulu konferansta yaptığı konuşmada dünyada 65 milyon kişinin mülteci konumuna düştüğünü, uluslararası toplumun ilgisizliği ve uluslararası kurumların yetersizliği yüzünden Myanmar'da hala devam eden etnik temizlik örneğinde de görüldüğü gibi bu sayının artmakta olduğunu belirtti.

"Türkiye en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülkedir"

Göç ve mülteci hareketlerinin siyasi, sosyal ve ekonomik etkilerine değinen Milletvekili Küçükcan, bugün itibariyle dünyada en çok mültecinin Türkiye'de barındığını ve bunun önemli sonuçları olduğunu ifade etti.

Milletvekili Küçükcan, Doha'da düzenlenen konferanstaki konuşmasında Türkiye'nin izlediği insani ve vicdani politikanın bir göstergesi olarak Türk halkının başta Suriye olmak üzere, ülkelerindeki çatışmalardan kaçan insanlara kucak açtığını, mültecilere onurlu bir hayat imkanı verdiğini söyleyerek, Avrupa'nın mültecileri kabul etme konusunda isteksiz davrandığını belirtti.

Talip Küçükcan, Türkiye'deki Suriyeli mülteci sayısının Kasım 2017 tarihi itibariyle 3 bin 280 milyona ulaştığını, Türkiye'de doğan Suriyeli çocuk sayısının ise 225 bin olduğunu, Suriyeli mültecilerin 270 bininin 10 ilde kurulan 21 kampta, üç milyondan fazlasının ise İstanbul, Şanlıurfa, Adıyaman, Kilis ve Gaziantep başta olmak üzere çeşitli şehirlerde yaşadığını kaydetti.

Milletvekili Küçükcan, rakamların diliyle bile konuşulduğunda Türkiye'nin ne kadar büyük bir meydan okumayla başa çıkmaya çalıştığını, büyük bir insani krizi başarıyla yönettiğini belirtti. Bu konuda hala yapılması gereken işler olduğunu ancak Türkiye'nin bu konuda yalnız bırakıldığını, örneğin Avrupa Birliği ve BM katkılarının yetersiz olduğunu vurgulayan Küçükcan, Türkiye ve Avrupa Birliği'nin 2016 yılında yaptığı antlaşmanın gereklerini Türkiye yerine getirirken AB'nin kendi yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve bütün bunların siyaset, ekonomi ve toplum üzerinde baskı oluşturduğumu söyledi.

"Avrupa'da popülizm, Türkiye'de vicdan hakim"

Milletvekili Küçükcan, AB'nin 2016 yılında yapılan anlaşma gereği Suriyeli mülteciler için 6 milyar Avro yardım sözü verdiğini ifade ederek şunları kaydetti:

"Bunun ancak 820 milyon Avrosu gönderildi. BM ise sadece 520 milyon dolarlık bir yardım yapabildi. Türkiye ise 30 milyar dolarlık bir harcama yaptı. Hem devlet hem de sivil toplum kuruluşları sağlık, barınma, gıda ve eğitim gibi temel ihtiyaçların karşılanması için seferber oldu. Türkiye büyük maliyetler ödemesine karşın Avrupa'da yükselen mülteci karşıtlığı ve popülist söylemin etkisinde kalmadı. Avrupa Birliği ülkeleri İtalya ve Yunanistan'a sığınan 150 bin mülteciyi bile 28 ülkeye dağıtamadı çünkü çoğu ülke mülteci almayı reddetti. Fransa, Almanya, Avusturya, Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti göçmen ve yabancı karşıtlığı ile İslamofobik söylemleri ön plana çıkaran popülist partilerin yükselişine sahne oldu. Peki Türkiye'de niçin ciddi bir Suriyeli mülteci karşıtlığı ortaya çıkmadı? Elbette bunun nedenleri üzerinde düşünmek lazım. Türk halkı Suriyeli mültecileri kimlik ve kültür açısından tehdit görmedi. Savaş, çatışma ve zulümden kaçarak sığınanlara kucak açtı zira bunu insani, vicdani, ahlaki ve dini bir görev saydı. Suriyeli mültecilere yönelik bir karşıtlık doğmamasındaki en büyük pay ise bu konuda hiç bir zaman popülist davranmayan Sayın Erdoğan'ındır. Sayın Erdoğan mazlumlara kucak açılması ve yardım edilmesi konusunda toplumu ikna etmiştir. Zaten insani yardımlarda da Türkiye kişi başına düşen milli gelir bazında dünyada ilk sırada yer almaktadır. Mülteciler ve göçmenlere yönelik önyargıların yıkılması konusunda Avrupa'nın da cesur çıkışlar yapabilecek liderlere ihtiyacı var."