Haber Görüntüleme
Hırvat askerlerin Boşnak esirleri 'cehennemi' anlattı
Güncellenme Tarihi: 29-11-2017
Okunma Sayısı: 190
Facebook'ta paylaş   Live'de paylaş   Yahoo'da paylaş

Bosna'daki savaşta, ülkenin güney kesimlerinde Hırvat askerler tarafından açılan toplama kamplarında esir tutulan Boşnak savaş mağdurları "cehennem" olarak nitelendirdikleri o günleri unutamıyor.

Bosna'daki savaşta (1992-1995), ülkenin güney kesimlerinde Hırvat askerler tarafından açılan toplama kamplarında esir tutulan Boşnak savaş mağdurları "cehennem" olarak nitelendirdikleri o günleri unutamıyor.

Savaşta Bosna Hersek'teki Hırvat Savunma Konseyi'nin (HVO) başkanı ve sözde Hersek-Bosna Hırvat Cumhuriyeti'nin başbakanı olan Jadranko Prlic ile diğer 5 Hırvat komutan, 2013 yılında Lahey'deki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesince (ICTY) savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlemekten toplam 111 yıl hapse mahkum edilmişti. Aynı mahkemede bugün görülecek temyiz duruşması öncesinde AA'ya konuşan Boşnak savaş mağdurları, esaret altında geçen günlerini anlattı.

Stolac ve Dretelj'deki toplama kamplarında esir tutulan Mustafa Dizdar, aradan neredeyse 25 yıl geçmesine rağmen hala kabuslar gördüğünü belirterek, savaşın korkusunu unutmanın mümkün olmadığını söyledi.

Stolac'taki hastane binasında esir tutuldukları dönemde Hırvat askerlerin sopalarla vücudunun her yerine vurduğunu anlatan Dizdar, "Kendimden geçtiğimde ise yüzüme su döker, işkenceye yeniden başlarlardı." dedi.

Dizdar, 4 Ağustos 1993'te Stolac'taki toplama kampında "cehennemin bir başta boyutu" olarak adlandırdığı Dretelj'deki kampa getirildiğini aktararak, "Burada 64 kişiyle ışıksız bir odada tutulduk. İçeri ilk girdiğimde kapının arkasında bir ceset vardı. Üç gündür orada olduğunu söylediler. Esirlere ders olsun diye öylece bırakmışlar." diye anlattı.

Tutuldukları bu odada gece ile gündüzü ayırt edemeyecek hale geldiklerini belirten Dizdar, "Kapı ne zaman açılsa yüreğimiz ağzımıza gelirdi. Çünkü kapının açılması, işkence demekti. Çığlık sesi duyana kadar döverlerdi. Çığlık atmamızı istelerdi ki diğer odalarda tutulanlar duysun ve onları neyin beklediğini anlasın." şeklinde konuştu.

Dizdar, İsviçre'den gelen Kızılhaç ekibinin yardımıyla 15 Ekim 1993'te kamptan çıktığını, ekipteki bir doktorun kendisini sevk listesine yazdığını ve böylece hayatını kurtardığını anlattı.

Toplama kamplarında 238 gün

Hırvat askerlerin kontrolündeki farklı toplama kamplarında 238 gün esir kalan Amer Djulic de yaşananların asla unutulmaması, suçluların da cezalandırılması gerektiğini söyledi.

17 yaşında esir alındığını ve toplam 238 gün türlü işkencelere maruz kaldığını anlatan Djulic, esir alındığı 3 Ağustos 1993 gününün hayatının en acı günü olduğunu ifade etti.

Djulic, o gün maruz kaldıkları darp nedeniyle iki yakın akrabasının öldüğünü aktararak, "Birlikte büyüdüğüm akrabalarımın yanı başımdaki cesetlerini gördüm. Bir insanın ölümünü, ölünce nasıl renk değiştirdiğini ilk kez görüyor, daha önce hiç duymadığım sesler duyuyordum. Bu sesler, 25 yıl sonra da hala rüyalarıma giriyor." diye konuştu.

Akrabalarını kendi elleriyle gömmek zorunda kaldığını anlatan Djulic, "Sonra beni, yakılan bazı evleri gömdüğü akrabalarının kundakladığını itiraf etmeye zorladılar. Söylediklerini yapmayınca başımı dolaba vurmamı istediler. Ben başımı dolaba vurdukça onlar 'daha güçlü' diye bağırıyorlardı." dedi.

Djulic, ertesi gün Stolac'taki hastanede tutulan çocukların başka bir kampa götürüldüğünü aktararak, hastanede başlayan işkencelerin Dretelj, Gabela ve Heliodrom toplama kamplarında da sürdüğünü söyledi.

Dretelj'de üç günlük açlığın ardından ilk kez yemek yediğini anlatan Djulic, sonra 400 esirle birlikte Gabela toplama kampına götürüldüğünü kaydetti.

Djulic, Galeba kampında babası ile karşılaştığını anımsatarak, "Ondan aylarca haber alamıyordum. Onu orada görünce hem mutlu oldum, hem de kederlendim. Babam ise o ana kadar annem ve kız kardeşimle olduğumu düşünüyordu." dedi.

Gabela'dan sonra Heliodrom toplama kampına götürüldüğünü anlatan Djulic, bu kamptaki esirlerin sınır hattına götürüldüğünü ve bazılarının hiçbir zaman geri dönmediğini ifade etti.

22 Mart 1994'te Heliodrom toplama kampından çıktığını aktaran Djulic, 238 gün süren esaretinin o gün sona erdiğini ancak bugün dahi neden esir alındığını, neden ağır işkencelere maruz kaldığını anlayamadığını söyledi.

Mağdurların ve kurbanların huzuru için suçluların cezalandırılması gerektiğinin altını çizen Djulic, sözde Hersek-Bosna Hırvat Cumhuriyeti'nin yöneticilerinin daha önce aldığı cezanın temyizde de onaylanması temennisinde bulundu.

"Prlic ve diğerleri" davası

ICTY tarafından 29 Mayıs 2013'te açıklanan ilk dereceli kararda, Jadranko Prlic 25 yıl hapse mahkum edilirken, sözde Hersek-Bosna Hırvat Cumhuriyeti'nin savunma bakanı Bruno Stojic, HVO komutanları Slobodan Praljak ile Milivoj Petkovic 20'şer yıl, Valentin Coric 16 yıl, esir değişimlerinden sorumlu Berislav Pusic ise 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Mahkeme, aralarında tarihi Mostar Köprüsü'nün yıkılması da olmak üzere birçok savaş suçu ve insanlığa karşı suçtan hüküm giyen Hırvat komutanların, bölgenin Müslüman Boşnaklardan tamamen temizlenmesini hedeflediği hükmüne varmıştı.

Prlic ve diğerleri, 5 Nisan 2004'te kendi rızalarıyla Lahey'deki mahkemeye teslim olmuş, yargılanmaları 26 Nisan 2006-2 Mart 2011 arasında yapılmıştı. -AA